(arapça maks, mıkâstan) Arapça (مقاص miḳāṣṣ): kırpma aleti, makas
"yazın ulan... size bedava yemek, içki, ayrıca mankenlerden de makas..." (süavi süalp-ismail gül-geç, kolombo şakir)
"hem gel bindir, hem de pardon. kıyak makas be!" (orhan kemal, serseri mayınlar)
"merkez bankası kuru ile serbest piyasa kuru arasındaki fark büyümüş, 'makas' diye ad takılan bu farkı bankalar müşterilerinden yasal yollar ile kuru artırmadıklarından 'komisyon' adı altında alma yoluna başvurmuşlardı." (bülent şenver, ekmek aslanın ağzında)