"Evinin önünden geçip biraz keseyim yavruyu!"
"Yok bu da sizi kesmediyse, dokuz inçlik, dört dolar yetmiş beş sentlik King Slim Stim’i salık veririz."
Hulusi: 'iyi kestik Bahriyeli'yi,' dedi. 'O da milleti kumarda kesiyor...' 'Olsun, keşke biz de kessek. (Tarık Dursun K., Rıza Bey Aile Evi)
İkisinin sırları da elinde. Çakıyorsun ya? Artık Allah ne verdiyse kes ha kes mangırları! (Orhan Kemal, Dümenci)
Sonra da hıyartoları süzmeye koyuldum. Yanımdaki herif bir karıyı tava getiriyor, ne soylu ellerin var, diye kesiyordu. (J. D. Salinger-Adnan Benk, Gönülçelen)
Evinin önünden geçip biraz keseyim yavruyu! (Oğuz Aral, Avanak Avni)
Öyleyse, koklamayacağın güle bakmakla zamanını yitirme, delikanlım! Deminden beri, beni niye kesiyordun, ha? (Y. Kenan Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam)
Ercüment ışığı falan söndürmeye gerek duymaksızın pencereye fırlamış, çevreden çok, pencereden düşecek gibi sarkarak, üst kat penceresindeki Melek Abla'yı kesiyordu. (Ferhan Şensoy, Kazancı Yokuşu)
Çaktırma Altan abi... Herkes sana bakıyor... Kızları fena kestin... (Altan Erbulak-Orhan Alev, İki Üşütük)
Yok bu da sizi kesmediyse, dokuz inçlik, dört dolar yetmiş beş sentlik King Slim Stim'i salık veririz... (Engin Ardıç, Zıbıklar Zıbıkçılar)
-Kestim! demek: -Zarı baştan at, bu eli saymıyorum! (Hulûsi Kodaman, Zar-Kâğıt Oyunları ve Hileleri)