"Vallahi çaktı mı çakmadı mı anlayamadım. Parasını aldı, tüydü."
"Ay, bu kadın İngilizceden de çakıyor mu?"
"Kalp parayı birisine çakmak."
(Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü)
Tavladan çakar mısın? / iki bir atar mısın? / Sormak ayıp olmasın / Benimle yatar mısın? (anonim, mani)
-Ama 'istidlal' diyor yahu? -Ne demek o? -Yani 'bu işi kimin yaptığını çaktık!' diyor. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya)
Çaktın değil mi? dedi, meseleyi çaktın elbette. Hususi hatiyeler böyle şeyleri şıp diye çakarlar. (F. M. ikinci, Kara Nara)
Akşam olunca / Bir yan yatalım / Çığrışalım /Şarap çakalım (Komik Haşan Efendi, Çingâne Kantosu)
-Selamünaley-küm. -Otur biraz çakalım... (Mehmet Âkif Ersoy, Meyhane / Safahat)
Gez görüş eğlen sıkılma zevke bak / Bir gelir insan cihane durma çak (Ahmet Rasim, şarkı)
O alınca ben de dayanamıyor, istemeye istemeye çakıyordum. (Kanat Güner, Eroin Güncesi)
...yarın çakarsam hayatım kayar diyo bu bana... (Hulki Aktunç, Madi Hayat in the Dark)
Dört dersten çaktığım, çalışmaya da yanaşmadığım için Noel tatilinden sonra okula dönemeyecektim. (J. deyim. Salinger-Adnan Berk, Gönülçelen)