türkçe -farsça meze
Kadehi bir yudumda yuvarlayan baldırı çıplak ayyaş da bir üzüm tanesini, yahut mevsimine göre bir meyveyi meze yapardı. Çoğu da ağzını elinin tersi ile silerdi. Buna da 'yumruk mezesi' derlerdi. Hâlâ da denir. (Kemal Sülker, İçki ve Toplum)