"Bizi yemek, sana mı kaldı."
"Bu dert beni yiyor."
Bu gece yorgunluk numarası yapıyorsun. Yemedim. Sen yedin mi Sadri abi? (Öztürk Seren-gil, Yeşilçam'ı Benden Sorun)
-Abi bu yüzlükler? -N'olmuş oğlum? -Yani!.. -Ka-r/şmaaa!.. Bir bildiğimiz var. Bar dediğin karartması olan yer. Yerler. Yemezlerse biz ne güne duruyoruz? (Halit Çapın, Acı Kuvvet Şevket)
Antonio Gades maalesef eşcinselmiş abi. (...) Yeme lan bizi akşam akşam... (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden...)
Yediniz beni lan benden paso de / Kumar yüzünden her gün terso (Mazhar Alanson, Anında Görüntü)
Arkadaş, ben adamı yerim! Şimdi bu serlevhayı görenler, sanacaklar ki galiba Etemin yamyamlığı da varmış... (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler)
Ali- Seni dörde çarpar, onikiye böler sonra çiğ çiğ yerim. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı)
-Vur bre 'Athenal Gözünün üstüne vur!.. -Allah yarattı dersen yuh sana! -Ye onu Gilda, ye onu! (Attilâ Ilhan, Kurtlar Sofrası)
Lâkin kız da tam yavru ha. Herif Boğaz otelinde yediyse... -Yediyse ne kelime? Öte bile geçmiş... (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı)
Fiyuuvt... Yesinler anam"!..-Aa... Lütfen peşimizi bırakmayın daha muhitimize gelmedik. (Haşan Kaçan, Hasan'ın Saksısı)
Alev'i burda Kemal yiyemedikten sonra kimse yiyemez arkadaş! (Muzaffer Buyrukçu, Onlar)
Çingene- Ayıboku'nun oğlu Memiş / anasından çok yemiş. (Karagöz, Yazıcı)
Denyo-Yaa! Dayak yerim. (Kavuklu'ya hitâben.) -Huuu, Hanım amca, sen de yer misin? Pişekâr- Oğlum, o şimdi kocaman adam olmuş; o küçükken yemiştir, şimdi yer mi? Kavuklu- İsmail, kaşınıyor musun? (Ortaoyunu, Gözlemeci)
Çeteyi çok istiyorsanız bu gece bi icraat yapmamız lazım... Yiyo mu? (Erdal Belenlioğlu-Latif Demirci, Çete)
Yedik, hem de dokuz yıl gün yedik, onu da peynir ekmek gibi yedik çıktık.