"Takım bu sezon yattı."
"Her ayrıcalık hevesinin kökeninde bir kompleks, bir göstermecilik duygusu yattığı görülür."
Öyleyse yatar bu iş. Haydi bana eyvallah... (Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişi)
'Sizin anlayacağınız, şirkette işler yattı!' (Orhan Kemal, Vur Abalıya)
annem annem / suadiye gençliği esrara yatıyor (Mehmet Müfit, İstanbul'un Ağır Sultanları)
Aylıkları naylon çoraplara döküp aybaşlarına kadar işkembe çorbalarına yatmak filân, hiç bunun yanında. (Attilâ İlhan, Kurtlar Sofrası)
Yoksa öğlen akşam sade suya patates ile kapuskaya yatarsınız ki, Afganistan mültecileri sizin yanınızda padişah!.. (Halit Çapın, Bay Alkolü Takdimimdir)
Ben oturmuş jam-bonlu yumurta ziftlenirken, bir başkasının yanımda tereyağlı ekmekle kahveye yatması çok koyar bana. (J.D.Salinger-Ad-nan Benk, Gönülçelen)
Ben sana yatacağım. Yani ben sana ortak olacağım. (Arslan Kaynar-dağ, Bitpazarının Gizli Dili ve Argosu)
Evine yatarız, sofasında çıkız ederse zımbalarız.