türkçe vermek'ten-; arapça verek, "kalça kemiği"?
-Şimdi seni soyar, orana kadar ararım. Onbeş papelden benim haberim yok mu, verek? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)
... verek, ballı diyorlar, pisliklerini mi temizleyeceksin gidip de? (Hulki Aktunç, Pazarlık)