"Tıngırın varsa uçlan, dedi."
(Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü)
Biliyorsan peniz edersin... Ben de sana mangiz uçlanırım... (Ortaoyunu, Telgrafçı)
Biraz tütün uçlan bakalım... (Joseph Conrad-Halûk Şahin, Ölüm Seferi)
Görüşmecileri gelen tutuklulardan uçlandığı ekmek, zeytin, peynir, tereyağı, helva, ne bileyim yiyecek giyeceği çabucak paraya çevi-riverir... (Orhan Kemal, Dünyada Harp Vardı)
Kılkuyruk, zil be... Senden uçlan-i mazsa, benden araklamazsa ne yapar, isim. alışmış bu zıkkıma bir kere... (Rıfat İlgaz, î Hababam Sınıfı)
Patburunlar uçlandılar, enselen; memek için cızlamı kırdım. (Ortaoyunu, Kanlı Nigâr)