Yunanca (κύλιστρα kílistra): cambazhane, oyun yeri, ahırın bir bölümü
"Yakın dostlardan birisinin beş beygirlik külüstür bir deniz motoru var."
"Gelip Fuat'ı külüstür liman kâtipliğinde, elli kâğıtta bırakmıştın, değil mi?" (Mehmet Şeyda, İçki, Kumar, Fuhuş)
"Bu namussuzlar ya külüstür bir karıya sarılacaklar, yahut ki pis bir yorgana". (Samim Aşkın, Halk Plajı)
"...incesaz takımı oracıkta piyasa şarkılarının en külüstürlerini çalıyordu". (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler)