(Yunanca kutis, koitis'ten) Yunanca (κουτίον kutí(on)): küçük sandık, kutu
"Akıl kutusu. Fesat kutusu."
"Gösterme halka giy donun örtüp bacağını / Dil olma gayrı kapa kutunun kapağını." (Enderunlu Fâzıl, Ze-nannâme)
"Yaprak 'muayeneden' çıkar çıkmaz, gülümseyerek: -Beğendi mi kutunu? diye soruyordu." (irfan Yalçın, Genelevde Yas)