Eski Türkçe kokuz, "sıkıntılı olma"dan
Biz zamparalar kokoz, tırıl, kadınlar karûn. (Ahmet Rasim, Baskın)
Donumuz yok götümüze giyecek / Alayımız kokoz efendim sensin! (Neyzen Tevfik, Sözüm Ona Efendim Sensin)
Pezevenklik yapıyorum, diye inledi; gel seni götüreyim bizim eve... -Kokoz bir müşteriye çattın, Cafer, evladım. (Reşat Enis, Yolgeçen Hanı)
...bir baltaya sap olmadığı için cebi kokoz; gel gelelim, kız gibi parlak, yalabuk... (Ser-met Muhtar Alus, Eski Beyoğlu Adet ve Alemleri)