Garsonlar kan ter içinde hâlâ doymayan bu seçkin ve kalburüstü kalabalığa kayıntı taşıyor... (Süavi Süalp, Gene İyi Dayandık)
Kızın gözleri değil, anasının cigarası, bir, bir de lokma biçimliydi... Bütün mesele kayıntı meselesi... (Orhan Kemal, Avare Yıllar)
Dürdane hanım sizinle birlikte bi kayıntı... Şey yani beraber bi yemek yesek diyorum. (Mtan Erbulak-Orhan Alev, İki Üşütük)