Farsça hürde, değersiz şey; Arapça hud'a, hile
Şöyle bir iki hurda olsa, bir çifte kâğıt sarıp kafayı buldum mu, dokunma o zaman keyfime... (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları)
...ya da bir el ben alsam, ardından umulmaz bir hurda ile o alıyor oyunu. (Hulki Aktunç, Damacı Ohannes Ustanın 'Mahzun' Açmazı)