Farsça hırmen'den Farsça (خِرمَن χirman): biçilmiş ekini yığma ve bu işin yapıldığı yer, harman yeri
"Yiğidin harman olduğu yer."
"Hey polis, diye seslendi sırtını ağaca dayamış, tek bacaklı bir kadın. Hey sana diyorum aynasız, atsana bir ikilik, acayip harmanım bu sabah."
Yanındaki jandarmaya: -Dur yahu, dedi, harmanım, beyağbiyden bir sigara alayım. " (Sait Faik, Kestaneci Dostum)
Esrarkeş nargilenin neşesi geçtikten sonra öteye beriye kafa tutmaya başlar, kendi aralarında bu hâle de harman denilir." (Vasıf Hiç, Esrar Üzerine Notlar)