Arapça - Türkçe ek arapça (حبّ ḥabb): 1. tohum, tane, 2. tıpta tane haline getirilmiş ilaç
Hapçı... daha yeni düşmüşüz, şu davayı haftaya atalım..." (Süavi Süalp-Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt)
...buralarda pisi pisine oturma, gel çalış. Hapçı Sayit, çalışıyordu..." (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)
Bazen doktorun yazdığı hapları hasta alamaz, parası yoktur, hapçı alır." (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın)
Hastalık sırasında alınan hapların hastalık sonrasında da kullanımının sürdürülmesi, uyumamak, daha dinamik olmak, doping yapmak gibi gerekçelerle, bir iki deneme için alınan haplar, tıpkı öteki uyuşturucularda olduğu gibi, insanı giderek sentetiklerin tutsağı yapıyor... Dikkati çeken bir başka olgu da, gerek hapçıların, gerekse esrarkeşlerin, bu uyuşturucuları bir atlama taşı gibi kullandıkları." (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları)