"Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
"Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor."
"İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar."
"Bu proje sonunda bize dayanacak."
"Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?"
"Bu kumaş çok dayandı."
"Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler."
"Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü."